Etiketler

, , ,

1926 yılından  1976 yılına kadar süren süreçte alaturka musiki eğitimi resmi eğitim kurumlarından kaldırıldı.

1936’da Macar besteci Bela Bartok’un Türkiyeye gelerek Ahmet Adnan Saygunla birlikte halk müziği araştırmaları yapması yeni bir düşüncenin ortaya çıkmasına neden oldu: Kendi öz kültürümüzün ürünleeini Batı’nın çoksesli müziği ile harmanlayıp halka sunmak. Ancak kulakları Batı müziğine alışmamış olan halk, radyodan ısrarla yayımlanan bu türü dinlemek yer,ne Arap, Acem, H,nt radyolarının frekanslarını öğrenmeyi ve bu radyolarda yayımlanan müzikleri dinlemeyi tercih etti. Aynı dönemlerde bol şarkılı Mısır filmleri de sinemalarda gösterime girince, yeni bir tür doğdu: ARABESK.

Arabeskin asıl popülerliği 1950’li yılların başında Avare adlı Hint filminin gösterime girmesiyle başladı.

Arabesk konusunda, 1928’de Mısır’a giderek orada yıllarca müzisyenlik yapan döndüğünde Arap esintili şarkıları gazinolarda dillendiren kemancı Haydar Tatlıyay’ı unutmamak lazım.

Bir yandan arabesk içten içe yükselişini sürdürürken, alaturka musiki bunca yasağa rağmen yok olmadı ve özellikle 1940’lı yıllara damgasını vurdu.

Zeki Müren yeni yeni tanınıyor ilgi görmeye başlıyordu.

Aynı dönemde caz müzik te parlak dönemini yaşıyordu. Özellikle Erdem Buri’nin yaptığı programlar, cazın Türkiye’de yaygınlaşmasını sağladı.

Reklamlar