Etiketler

, , , ,

sabah kalkar kalkmaz ilk işimiz resepsiyondan aldığımız harita üzerinden gideceğimiz yerleri ve en önemlisi de hangi ulaşım aracını seçeceğimizi belirlemekti.

20141116_223626

Yaptığımız hesap kitaptan sonra ulaşım aracı olarak metroyu kullanmanın en ekonomik yol olduğuna karar verdik. Metroda tekli biletler olduğu gibi 10 kez kullanabileceğiniz biletler de var. Ve eğer kalabalıksanız bu biletler kesinlikle en uygunu.

indir

Biz de beş kişilik bir grup olarak bu biletleri kullandık.  Barselona’da müthiş bir metro ağı söz konusu. 1924 yılında kullanıma açılmış olan metro hattı sayesinde Barselona’nın bütün önemli önemli noktalarını ekonomik bir şekilde dolaşabilirsiniz. Çünkü gezilmesi gereken olarak nitelendirilen her noktaya yakın metro durağı bulmak kesinlikle mümkün. Metro sayesinde başka bir ulaşım aracına gereksinim duymuyorsunuz. Yani biz duymadık açıkçası. Özetle metroyu çok sevdik biz:D

images

Şunu da belirtmek isterim ki hırsızlık konusunda boşuna o kadar gerilmişiz. Sırt çantalarımızı genelde ön tarafımızda taşımakla birlikte sırtımızda taşıdığımız zamanlarda da hiçbir olumsuz durumla karşılaşmadık.

SAM_0764 SAM_0795 SAM_0796 SAM_0808

Barselona’ya gidişimizin asıl nedeni (aslında burada nedenler karşıyor çünkü asıl neden gezmek te olabilir aramızda kalsın:D) disiplinler arası düzenlenen ve prestijli olan Conference of the International Federation of Operational Research Societies (IFORS) konferansına katılmaktı. Benim ve harita mühendisliğinden Arş.Gör. Sayın Ceren Avcı’nın  sunumumuz var iken ve birazcık stresliyken,  grubumuzun diğer üç sevimli ve saygın katılımcısı sadece evet sadece gezmek için bize katılmışlardı ve evet hiç stresli değillerdi, aman tanrım, bu hiç adil değildi:D Her neyse efendim, durumu özetledikten sonra birinci günün gezi planına devam edeyim. Bizim sunumlarımız 3 gün sonra olmasına rağmen, katılımcı kaydımızı onaylatmak, verilen hediyeleri almak ve sunum yapacağımız gün herhangi bir aksilik yaşamamak için ilk olarak kongrenin yapılacağı yere gitmeye karar verdik.  Dairemize en yakın metro durağı…. ndan bindik.  Metro içi aktarma yaparak, Kongerenin vermiş olduğu Maresma El Forum durağında indik. Bir kaç kişiye “Barcelona International Convention Center” olarak geçen konferansa salonunu sorduk, ama net yanıtlar alamadık. Bazıları ingilizce bilmedikleri için bazıları da sanırım aksanımızdan dolayı bizi anlamadılar :(. Neyse biz böyle çaresizce konferans salonunu ararken, dünyanın en sevimli insanlarından olan bir çinli kafilesiyle karşılaştık. Hadi bunlar biliyordur kesin diyerek sorduk. Ama bilemediler. Onlar da bize biryeri sordular. Ve sordukları yer bizim sorduğumuz yerdi. (tekerleme gibi oldu.) Ah bizde bir sevinç, bir kahkaha, “oh yes yes  it is the same place” diyerek ingilizcemizi konuşturmalar. Böyle gülüştük, ah ne sevimliler dedik, o kadar güler yüzlüler ki ağzımız kulaklarda takıldık. Sonra fotoğraf çektirme faslı başladı.  Konferans salonunu aramayı unuttuk. Bizden biri çekiyor o geliyor onlardan biri çekiyor sonra bizden biri derken bayağı bir kaptırmışız:D

SAM_0772

sonunda kendimize geldik. Ve çekik gözlü arkadaşlarımızla birlikte konferans salonunu aramak için yeniden yollara düştük. ve sonunda iç güdülerimizle bulduk:) Metro durağına o kadar yakın,oldukça büyük ve gösterişli bir konferans salonunun insanlar tarafından bilinmemesi bizi şaşırttı doğrusu. En büyük şaşkınlığı da tam önündeki bir kafeye sorduğumuzda yaşadık. kafe sahibine ve gelen müşterilerden bir ikisine sorduğumuzda, “hayır bilmiyoruz” cevabını almıştık. Bu kadarına da pes doğrusu.  “Biraz zihniniz açık olsun gençler ya ne o öyle oturmuşsunuz o kafeye dünyadan bi haber, uyuşuk uyuşuk. Saçınıza başınıza garip garip şeyler yapıp şeklinizi değiştirene kadar bi zihninizi değiştirin yahu dedim  dedim ama içimden:)  ispanyolların bu rahatlığına da uzunca değineceğim sonra. Neyse konuyu daha fazla dağıtmadan devam. Konferans salonu gerçekten güzel bir yerde konumlanmış. Hemen ilerisinde Akdeniz:D Kaydımızı yaptırdıktan sonra konferans salonunun çevresini keşfe çıktık. Hava güzel mi güzel. Ne böyle aşırı yakıyor ne de üşütüyor. Zaten Barselona’da bulunduğumuz  sürece hava sıcaklığı 29C’yi geçmedi. Nem de çok fazla değildi. Yani mükemmeldi:D deniz kenarına doğru gittik. Biraz gezindik. Eğlenen gençler vardı onları gözlemledik. Biraz da fotoğraf çektik ve Picasso müzesine gitmek üzere yola çıktık.

SAM_0781

Picasso müzesine gitmek için Jaume 1 istasyonunda inmeniz yeterli. Kısa bir yürüyüşten ve eğlenceli bir sokaktan geçtikten sonra müzeye ulaşıyorsunuz.

20141214_203425

Müzenin akıbetini anlatmadan önce bu eğlenceli sokaktan bir kaç fotoğraf paylaşmak istiyorum.

SAM_0909 SAM_0910 SAM_0911 SAM_0912

Bu eğlenceli sokakta teneke kutulardan yapılmış kül tablaları, bisiklet, motorsiklet gibi minyatür objeleri bolca görüyorsunuz. Bunlara Barselona’nın farklı noktalarında rastlamak mümkün. Ayrıca yine her yerde görebileceğiniz yelpazeler ve magnetleri burada da bulmak mümkün.

SAM_0899 SAM_0900 SAM_0901

Armut piş ağzıma düş kıvamında hazırcı ve tembel olan Barselona halkı yorulmayayım ama para da kazanayım amacında. Daha durun size bu konuda ne örnekler vereceğim. Türkiye her anlamda cennet. İlerleyen yazılarımda bu durumu daha detaylı olarak paylaşacağım. İşte böyle tembel olan teyzeler de bu güzel kedicikleri süslemişler para topluyorlar. Dokunmak için para vermek zorundasın. Allahtan fotoğraflarını çektiğim için kızmadılar.

Bu güzel sokaktan geçtikten sonra başka bir sokağa sapıyoruz. Picasso müzesinin bulunduğu Montcada sokağındayız. Sokak inanılmaz dar, müzenin önünde uzuuun bir kuyruk. Maalesef gecikmişiz çünkü görevlilerden biri 15-20 dk sonra müzenin kapanacağını ve hiç şansımız olmadığını söylüyor. Gerçekten üzülerek ordan ayrılıyoruz. Neyse her şerde bir hayır vardır derler. Aynı sokakta flamenko gecesi düzenleyen yerlerden birine giriyoruz. Fiyat saat gibi bilgileri ediniyoruz. Nitekim sonraları en uygun yerin burası olduğunu anlayıp ilerleyen günlerde bir flamenko gecesi yapmak üzere buraya yeniden geliyoruz. Ayrıntıları sonraki yazımda anlatacağım. Buradan da bilgileri alıp çıktıktan sonra geze geze çevreyi keşfederek metro istasyonuna doğru ilerliyoruz. Bir kilisenin önünde kalabalık bir kız grubu dikkatimizi çekiyor. 13-15 yaşları arasında olan kızların üstelerinde üniforma benzeri kıyafetler olduğunu görünce merakımız artıyor ve neden beklediklerini soruyoruz. Okul korosundalarmış ve klisede birazdan küçük bir konser vereceklerini söylüyorlar. Bekleyip dinlemeye karar veriyoruz.

SAM_0896 SAM_0897

Bu arada kilisenin adının Santa Maria Del Mar olduğunu fark ediyoruz. Zaten gezip göreceğimiz yerlere burayı da eklemiştik. Farkında olmadan kendimizi bu kilisenin önünde bulmamız bizi sevindiriyor. Koroyu bekleyene kadar kiliseyi geziyoruz. İşte kiliseden bir kaç fotoğraf.

SAM_0840 SAM_0843 SAM_0847 SAM_0848

Ve sonunda koro sahneye çıktı. Çok iyi anlamıyorum ama sanırım arya okudular. Ve şimdiye kadar hiçbir aryadan bu kadar etkilenmemiştim. Resmen mest oldum. O kadar keyif aldım ki o kadar dinlendim ki anlatamam. Koroyu dinledikten sonra artık dairemize gitmek üzere yola çıkıyoruz. Yorgun ama mutlu ve güzel yerleri keşfetmiş olarak dairemize dönüyoruz. Tabi hemen güzelim ülkemden getirdiğimiz canımız yemekleri tüketiyoruz. Çayımızı yudumlarken haritanın başına geçip ertesi günün planını yapmaya başlıyoruz. Bu ilk günler resmen bir bulmacayı çözmek gibiydi. Adeta beyin fırtınası yapıyorduk Cerenle. İyi ki harita mühendisi biri varmış:D Sonrasında ise yatış:D

Gezimiz sırasında her gittiğimiz yerde beşli selfie çekmeden dönmedik:D İşte birinci günün selfiesi:

SAM_0757

Gelecek yazı: Barça Günleri: 2.Gün

Reklamlar