10923544_10153011397604443_5557899314314973317_n (1)

Cuma günleri eve koşarak gelip, banyo faslını hızlıca geçtiğim ve büyük bir heyecanla televizyonun başında başlamasını beklediğim dizi…. Çengelköyde bir masal… 1 saat boyunca gerçek dünyadan koptuğum adeta içinde yaşadığım dizi… Süper Baba …
Fiko, Nihat, İpek, Alim, Zeynep, Deniz, Elif, Yakup Dede, Sermet…

Belki de sıradan bir konusu vardı. Ama insanlar o kadar samimi o kadar içtendiler ki sanki gerçekti her şey…

Yorgunluk sonrası yudumladığım çay gibiydi bu diziyi izlemek. Çayın tadı yorulduğunuzda daha güzledir. Asıl o zaman alırsınız çayın tadını. İşte Süper Babayı izlemek te aynı tadı aynı duyguyu verirdi.

Çocuktum, aşk işinden pek anlamazdım ama nedense İpek’in gidişine ağlamış Fiko’nun Deniz ile yeniden hayata dönmesi ile çok mutlu olmuştum. Alim ile büyüdüm bir nevi, Zeyneple de gitar sevdasına birlikte tutulduk 🙂

Dizi bittiğinde sabırsızlıkla Cuma günlerinin gelmesini beklerdim. Tabii dizinin bir sonraki bölümüne kadar da elimizde flüt, Süper Baba şarkısını çalmaya çalışırdık. 1 hafta böyle geçerdi.

Süper Baba, bir nevi hayatımı yönlendiren dizidir ve Susam Sokağı kadar yeri derin ve unutulmazdır. Sokaklarda rahatça oynayabildiğimiz özgürce korkmadan dolaşabildiğimiz, havanın, suyun, tozun, çamurun, pamuklu şekerin doyasıya tadını çıkarabildiğimiz, misketler oynadığımız zamanlarımdır, çocukluğumdur.

Replikleri, müzikleri, karakterleri ile unutulmaz bir dizi… Halen o yıllarda aldığım Süper Baba Dizi Müzikleri kasetini saklarım.İşte en sevdiklerimden bir tanesi.

Güzel olan geçmişi hep saklarım. Nasıl bir duygudur bu bilemem. Ya ben çok duygusalım ya da hala 90’larda kalmış demode bir beynim var ama hiç şikayetçi değilim. Ne zaman ki unutursam, kendimden bir şeyler eksilir gibi geliyor. Bu Annenin sözünü dinlemeyip te pişman olmak gibi bir şey:D

Gelecek yazı: Sanmayın içim flash tv tadında.

Reklamlar